Logo
My Journal

Rakip analizi önemlidir

Bir KOBİ olarak, terzi kendi söküğünü diker diyerek, sadece yurtdışında değil yurtiçinde de iletişimimizi iyi yönetmeyi ve markamıza yatırım yapmayı tercih ettik. Sektörümüzü analiz ettik, uzun yıllardır faaliyet gösteren PR ajansları, İletişim danışmanlığı ve halka ilişkiler şirketleri pazarda nasıl konumlanmışlar. Rakiplerimizin neleri yapıp neleri yapmadığı gördükten sonra bizi diğerlerinden farklılaştıracak temel adımların neler olduğuna karar verdik. Terzi kendi söküğünü dikmeli diyerek, bu kez kendi markamız için bir iletişim stratejisi hazırladık. Hangi hedef kitleye, hangi kanaldan ulaşabileceğimize ve ne mesaj vereceğimizi tespit ettik. İletişim sektöründe yine bir ilki gerçekleştirerek düzenli bir reklamveren olduk. Genç bir PR ajansı olarak medya satınalma konusunda önemli bütçeler ayırdık. Hem konvansiyonel medyadan, hem dijital mecralardan, hem de sektörel yayınlardan yıllık medya satın alması gerçekleştirdik. Reklam çalışmaları sektördeki bilinirliliğimizin hızla yükselmesine hizmet ettiğini gözlemleyebildik. Reklam ve tanıtım faaliyetleri aslında bir elmanın iki yarısı gibi birbirini tamamlar. Biz iletişim danışmanları da himet verdiğimiz müşterilerimize reklamveren olmanın hem medya ilişkileri hem de satış ve pazarlama konularında ne kadar önemli olduğuna dikkat çekeriz. Müşterimize reklam vermesini salık veririz. Oysa pek çok PR ajansı gelir elde etmesine ve müşterilerine önermesine rağmen, kendi markasına yatırım yapmaktan, kendi firma tanıtım ve reklamına bütçe ayırmaktan kaçınır. Sebebi de çok basittir, yeni gelişmekte olan bu sektörde, şirketler kurumsallaşma hedefiyle uzun ince bir yolda ilerlemektedirler. Hali hazırda pek çoğu şahıs şirketidir. Kurucusunun adıyla anılır, bireysel markalarına hizmet eder. Kurumsal vatandaşlıklarını yerine getiremezken, reklam için bütçe ayırmalarını beklemek yanlış olur. Sektörde faaliyet gösteren pek çok PR ajansı çalışanlarının bordrolarını asgari ücretten göstermektedir. Genç iletişimciler daha emeklilik yaşlarına uzun zaman olduğundan bordrolarının düşük gösterilerek üzerlerinden vergi kaçırılmasını çok önemsememektedirler. Öte yandan da sınırlı Pazar koşullarında istihdam edilebilmenin dayanılmaz hafifliği de bu haksızlığa katlanılmasının diğer bir nedenidir. Ama zaman hızla akıp geçmekte, yıllar geçip emeklilik yaklaşınca insan pişman oluyor zamanında yapmadığı itirazlara.

Sektörde hızlı yükselmenin, ezber bozmanın, kendi markanıza yatırım yapmanın artısı olduğu kadar olumsuz yönleri de olmakta şüphesiz. Kazanılan konkurlar, alınan önemli markalar dostlar arasında takdir edilirken, düşmanların haset duygularına mazhar oluyor. Şu’cu veya bu’cu olarak yaftalayanlar mı istersin, her türlü dedikoduya adını karıştıran mı. Ama karalamanın, yok etmeye çalışmanın yerine daha çok çalışayım eksikliklerimi kapatayım, bileğimin gücüyle yeneyim düşüncesi yok maalesef. Çamur at izi kalsın mantığının yitirilip gideceği, önce ben yerine önce sen demeyi öğrenmemiz gerekiyor. Peki ne zaman? Pazar şartları gelişip PR ajansları için daha doyurucu ve daha tatmin edici olduğu zaman.

 

Comments are closed.